Öğrenciye özel ilgi gösteremeyiz!

Birkaç sene önce çok tanınmış bir devlet üniversitesinin, çok tanınmış dekanının düzenlediği bir toplantıya katıldım.

Ben ve benim gibi, “dışarıdan” birkaç katılımcı, ilgili bölümün kalitesini arttıracak, çocukları geleceğe daha iyi hazırlayacak öneriler yapmaya başladık. Ben dekana şöyle dedim:

- Bu meslek “yaratıcılık”, “proje ve zaman yönetimi” gibi özellikler gerektiriyor. Son sınıf öğrencilerinizle çalıştım, birkaç ay sonra meslektaşlarımız olacaklar ama ilgili birçok terimi, örneğin “beyin fırtınası” yöntemini bile ilk kez duydular.

-…

-Yani, ders dışında bir gelişim serisi tanımlasak, diyorum. Örneğin her Cuma öğleden sonra, dileyenlerin katılacağı program detayları en baştan duyurulmuş seminerler dizisi… Bir hafta “zaman yönetimi”ni, öbür hafta “hedeflerle çalışma”yı vs. işleriz.

- Yapamayız.

- Gönüllü eğitimcileri bulmayı ben üstleniyorum.

- İdari ve bürokratik zorluklar var, “böyle kapasiteniz varsa, ders açın” derler, yapamayız.

-Ama öğrencilerin ihtiyacı var, istiyorlar.

-Biz öğrencinin her istediğini yapacak mıyız?

-Müşterimiz onlar, değil mi? Ben öyle düşünüyorum.

dedim… Dekan hiç memnun olmadı:

-Hanımefendi, biz kitle eğitimi yapıyoruz. Ben anlatırım, anlayan anlar. Anlamayan gider. Öğrenci ile tek tek uğraşamayız.

Bu sefer şaşırma sırası bana geçti. Peki ama üniversite eğitiminden beklenen nedir? Elbette tek tek iletişim kurulmayacak mıdır? Öğrencileri geliştiren ek imkanlar yaratılmamalı mıdır? Hayalkırıklığı içinde toplantıyı terkettim…

Yorum yazabilirsiniz ya da kendi blogunuzdan geri bildirimde bulunabilirsiniz.

Yorum Yaz