Grafik tasarım, heryerde…

Biliyorsunuz, kariyer sitelerine girip “iş bakmayı”, ne var ne yok göremeyi çok seviyorum. Bugün GRAFIK nasıl diye baktım. Tam 423 ilanla karşılaştım.

Her işi tasarımı farklılaştırıyor. Yaratıcı, yenilikçi, teknolojiyi kullanan (bilgisayar ve programları) tasarımcılar aranıyor. 

Bir stand firması, standları tasarlamak, bir perakendeci afişlerini, e-kartlarını yaptırmak, bir yayınevi kitap dizaynı için, bir ajans ilanları hazırlatmak için grafik tasarımcı arıyor… Birçok da Web tasarımcısı ilanı var…

Özetle, güzel sanatlara ve bilgisayara ilginiz varsa, yeteneğinizle fark yaratıp çok da kazanabileciğiniz bir alan olarak görebilirsiniz bunu.

Grafik okuyanlar, tanıtım ajanslarında, matbaalarda, televizyonlarda (tanıtım bölümlerinde) ve birçok firmanın pazarlama-reklam bölümlerinde, ayrıca pek çok sektörde sanat yönetmeni, grafik tasarımcı, sanat danışmanı ve serbest sanatçı olarak çalışabiliyorlar.

Aşağıdaki meşhur tasarım Milton Glaser isimli grafikçiye ait.

Milton Glaser

Rob Janoff’un elmasını hatırlayacaksınız:

rob-janoff

Çok heyecan verici bir iş değil mi? Yarattıklarınız iziniz olarak kalıyor!

Yolun sonuna geldiniz. Yeni bir başlangıç!

Umarım üniversiteye yerleşirsiniz.

Defalarca farklı konular içinde  yazdığım gibi, asıl işiniz şimdi başlıyor. Meslekteki ve kariyerdeki başarınızı, üstleneceğiniz  görevleri, yapacağınız işleri, kazandığınız parayı geleceğe nasıl hazırlandığınız belirleyecek.

Okulun imkanlarını sonuna kadar kullanmayı, aktif olmayı, part time çalışmayı, dil öğrenmeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Ama bunları yapabilmek için bazı davranışları göstermeniz, bazı yeni alışkanlıklar kazanmanız gerekir.

Üniversite, lise gibi değil. Belki ailenizden ilk kez ayrılıp yalnız yaşayacaksınız. Büyük bir özgürlük… Ayrıca, bazı derslere girmeme hakkı size bir “lüks” gibi görünebilir.  Kendinizi kaybetmeden, okuldan, derslerden ve geleceğinizden kopmadan günlerinizi yaşamak için bazı ipuçları:

Okulu ve fırsatları tanıma: Öğrenci tüzüğünü, kurallarını öğrenin. Ders geçip kalma kriterlerinden transferlere, sosyal kulüp etkinliklerinden, yurtdışı fırsatlarını nasıl yakalayacağınıza kadar her detayı ilk günlerden öğrenin.

Planlama: Müthiş önemli bir yetkinlik… Hemen derslerinizi takvime yazın. Ödevleri, proje teslim tarihlerini, ara sınav ve finalleri girin takvime. Sosyal etkinlik ve part time çalışacağınız başka alanlara ne kadar zaman kaldığını görün. Ayrıca hedeflerinizi de bu aşamada gözden geçirin. Ne olmak istiyorsunuz, nasıl bir kariyer bekliyorsunuz? peki takvime doldurduklarınız bu hedeflere hizmet ediyorlar mı?

Uyku düzeni: Aileden uzakta veya büyümüş olarak geç yatmak hoşunuza gidebilir. Sabahlara kadar gezmek ya da sohbet etmek. Haftada bir iki gece olabilir. Ama uykunuz bir düzene oturmazsa günleriniz kabusa döner. Öğrencilerimde en çok sabah derslerinde devam sorunu, devam edenlerde de uyanamama sorunu görüyorum!

Not alma: Evet, herkes yazarak öğrenmeyebilir. Ancak öğrencinin bir defterinin yanında olması şart (veya i-pad veya notebook…) Nereye olursa olsun not almak zorundasınız. Hem uykunuz da gelmez bu şekilde… Ders notlerını başkalarından almak, ödevi akılda tutmaya çalışmak, başarısızlık hikayesinin yapıtaşlarını oluşturur!

Sosyalleşme:  Üniversitenin en önemli katkılarından biri çevre edinmektir. Bu fırsatı kaçıramazsınız.

Tercihleri yaptıktan sonra…

Bir aşama daha bitti. Öyle ya da böyle, bir hafta on gün sonra sonuçlar gelecek.
Diyelim ki yerleştiniz bir üniversitenin bir programına. Derin bir “ohh” çekin, ama önünüzde çok önemli bazı işler olduğunu da unutmayın. Katıldığınız etkinlikler, bu arada kazandığınız deneyim, kişilik özellikleri nereden mezun olursanız olun, istihdam olasılığını ve maaşı asıl etkileyecek olanlar… Aynı bolumden aynı sene mezun kişiler arasında bile inanılmaz kariyer ayırımları, 4-5 kat maaş farkları olabiliyor birkac yıl içinde.
Geleceğinizi etkileyecek bazı önemli adımlar…
1. Üniversitenin mezun ve öğrencileriyle konuşun. Okulun ne tür imkanlar sunduğunu, en iyi nasıl faydalanacağınızı ilk günlerden öğrenin (Ben kendi üniversitemde “dersten geri çekilme-withdrawel” diye bir seçenek olduğunu 3 dönem sonra öğrenmiştim. Boşu boşuna, bu haktan yararlanmadığım için ortalamamı düşürmüştüm)
2. Erasmus vb yurtdışı deneyim fırsatlarından yerinde ve zamanında yararlanmak gerekir. Başlar başlamaz okula araştırın.
3. Yan dal, çift ana dal, bölümler arası transfer vb kurallarını öğrenin.
4. Seçmeli derslerden haberdar olun.
5. Okullar açılır açılmaz, hemen en az bir kulübe/topluluğa girin, aktif görev isteyin. “Önce bir okula alışayım da, dersleri göreyim de”, demeyin. Alışma ve performansınızı bu gruplar da olumlu yönde etkileyecektir
6. Derslere düzenli olarak girin. Gerçekten en iyi derste, ve hocaların kendisinden öğrenilir…
7. Networking / sosyal ilişkiler fırsatlarını kaçırmayın.
8. Hiçbir zaman “naylon” stajı düşünmeyin. Zorunlu olmasa bile staj bulun, yapın.
9. Part time çalışma imkanları bulun. Az da olsa çalışmış olun. Kongrelerde host-hosteslikten, cafelerde servis elemanlığına, öğrenci asistanlığına kadar çeşitli işler düşünebilirsiniz.

Ayrıca unutmayın, üniversite bir formasyon verir. Sizin düşünce biçiminizi, hayata bakışınızı şekillendirir.
Artık farklı bir kulvara girmişsinizdir.
Yüksek lise, değildir.
Lisedeki alışkanlıklarınızla yaşayamaz, gelişemezsiniz. “Hocam sınav nerden?”, “Bu kitabı okumak mı lazım gerçekten”, “off, bu çokmuş” vb yorumlar üniversitelilere ait olamaz… Mesleğe elinizden geldiği kadar hazırlanmanız lazım. Hocaları mümkün olduğunca kullanmanız, onlardan mümkün olduğunca yararlanmanız lazım.
İş ortamında, “ben o dersi asmıştım bilmiyorum”, “ biz onu görmedik” vb deme şansınız yok.
Hepimiz kendi hikayemizi yazarız, onu efsaneye döndürmek kendi elimizde, demiş Isabelle Allende…
Hepinizin yolu açık olsun…

Şu mesleğin geleceği nasıldır? Önü açık mıdır?

Facebook’taki tercih danışmanlığı sayfasına yüzlerce soru geldi. Belki binlerce. Birçoğu da önü açık mı diye soruyor…

Düşündüğünüz mesleği – ya da puanınızın yettiği bölümü incelerken şunları yapın:

1. internette araştırın.
2. ilgili üniversitensin ve bölümün sayfasını okuyun. Dersleri inceleyin.
3. mümkün olursa mezunlarıyla konuşun.
4. kariyer.net veya yenibiris.com gibi sitelere girip, bu işi arayın – mezunmuşsunuz gibi. bakın bakalım hangi sektörlerde iş imkanı var-en azında bu ay içinde… Ayrıca monster.com size uluslararası imkanları da gösterir…
Ama unutmayın. en önemlisi sizin yaratacağınız fark. mucize bir formül, kesin çok para kazandıran bir bölüm vs yok. Sonra gözünüzü kapatıp hayal edin. Aşağıdaki soruların yanıtlarını düşünün…
Yapabileceginiz en iyi şey –bence- büyük şehirde, iyi bir üniversitede, yabancı dille eğitimi seçmek ve okul yılları boyunca çok ama çok çalışmak…
***
Sen hangisini okumayı severdin? hangisini yaparken heyecanlı olacaksın? fark yaratacaksın? Katıldığın etkinlikler, bu arada yaptığın stajlar, kişilik özellikleri bunlardan hangisinden mezun olursan ol, istihdam olasılığını ve maaşı asıl etkileyecek olanlar… Aynı bölümden aynı sene mezun kişiler arasında 4-5 kat maaş farkları olabiliyor birkaç yıl içinde.
Bol şans!

Yükselen bir sektör: Sivil Havacılık

Ozel bir havayoluyla uçarken çevreme baktım. Bu kadroların hiçbiri, biletleme elemanlarından hosteslere, boyle bir alanda 10 sene önce yoktu.  Çok hızlı büyüyen, iş imkanları yaratan bir alan oldu.

Sonra elime  Türk Sivil Havacılığı Dergisi geçti. İşte gerçek rakamlarla bu alanın büyüklüğü:

2000’li yılların başında sadece Türk Hava Yolları (THY) tarafından 2 merkezden 25 noktaya yapılan tarifeli iç hat seferleri,  diğer havayolu işletmelerinin de tarifeli seferlere başlaması ile birlikte bugün; 7 havayolu tarafından 7 merkezden toplam 46 noktaya yapılıyor (belki de her gün yine artıyor…) Bu illlerde yeni kadrolar açılması demek.

 Yurtdışında uçulan nokta sayısı 70’lerde iken 130′lara ulaşmış. 

İç hatlarda 8,5 milyon, dış hatlarda 25 milyon olan yolcu sayısı, 2009 yılı sonuna gelindiğinde iç hatlarda 41 milyona, dış hatlarda ise 45 milyona ulaşmış. İç ve dış hatlarda taşınan toplam yolcu sayısı,  o yıllarda 33 milyon iken 2009 yılında 86 milyona yükselmiş. Bu yıl ise 102 milyon!

Ne kadar hızlı büyüdüğünü görüyor musunuz?

2002 ile 2010 kıyaslandığında, Türkiye’nin uçak filosundaki sayı 110′da 360′a yükselmiş. Ciro 3,3 milyar TL’den  18 milyar TL’ye gelmiş…

Doğrudan istihdam ne kadar etkilenmiş? 50 bin’den 110 bine yükselmiş çalışan sayısı. Bu arada dolaylı olarak etkilenen iş yerleri de olmuştur. Mesela yemek sağlayan  yerden turizm acentesine, dolaylı olarak etkilenen yerler de alım yapmıştır…

Hostes, pilot (birçok farklı bölümden alım yapılıyor, iktisattan mühendisliğe…), biletleme kadroları, turizmci, havacılık işletmecileri, diğer idari kadrolar… Sivil havacılık alanını da unutmayın…